EĞİTİME BAKIŞ AÇIMIZ

 

OKULUMUZUN EĞİTİM SÜRECİNDEKİ ÖNCELİK HEDEFLERİ

Oyun öğrencilerimiz için en uygun öğrenme yöntemidir. Eğitimde öğrencilerimizin ve ailelerin etkin katılımını sağlamak esastır. Her öğrencinin kendine özgü özelliğe sahip

ayrı bir birey olduğu kabul edilir Eğitim programımızla öğrencinin, kendine saygı ve güven duyması sağlanır, öz denetim kazandırılır. Öğrencilerimize verdiğimiz eğitim, onun gereksinimlerini karşılamalıdır. Öğrenme konusunda çocuk merkezli ve araştırmacı bir yaklaşıma sahip olmalıdır. Eğitim yaklaşımımız öğrencilerimizin kendi potansiyellerini en üst sınırına ulaştırmalarına yardımcı olmalıdır. Okul öncesi dönemde verdiğimiz eğitim ile öğrencilerimizin sevgi, saygı, işbirliği, sorumluluk, hoşgörü, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma davranışları geliştirilir. Öğrencilerimizin kendisinin ve başkalarının duygularını fark etmesi desteklenir. Öğrencilerimizin hayal güçleri, yaratıcı ve eleştirel düşünme becerileri, iletişim kurma ve duygularını anlatabilme davranışları geliştirilir. Eğitimimizde fırsat eşitliği sağlanır. Türkçeyi doğru ve güzel konuşmalarını sağlama ve öğrencilerimizi okul kavramını benimsemiş, okul sevgisi kazanmış bireyler olarak ilkokula hazırlamayı hedeflemekteyiz.

ÖĞRETMEN PROFİLİMİZ

Masal Bahçe Anaokulu olarak, okulun benzer amaç ve değerlere sahip insanların bir araya geldiği bir platform olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle öğretmen kadromuzun her bir bireyi yetenek, alçak gönüllülük, zeka, mizah ve öğrenme yeteneğine bağlı olarak seçilmektedir.

Masal Bahçe eğitim kadrosu psikologlardan ve öğretmenlerden oluşan bir ekiptir. Eğitim Kadromuz Üniversitelerin, meslek yüksek okullarının psikoloji, çocuk gelişimi ve anaokulu öğretmenliği bölümlerinden mezun eğitimcilerden oluşmaktadır. Kurum psikologlarımız ve öğretmenlerimiz çocuklar için en verimli koşulları sağlamak amacıyla birlikte çalışmaktadırlar. Öğretmenlerimiz meraklı, araştırmayı seven, yaratıcı olabilen, mesleki gelişime önem veren niteliktedir ve her şeyden önce çocuğu bir birey olarak görerek onu dinleyebilen kişilerdir.

 

REGGİO EMİLİA’YI NEDEN SEÇTİK?

ReggioEmilia, eğitime tamamen farklı bir yaklaşımdır ve tüm dünyada çok popüler hale gelmektedir. Dünyanın dört bir yanındaki eğitimciler, psikologlar ve araştırmacılar tarafından,  Newsweek’te ve CNN’de dünyanın görüldüğü en yüksek kaliteli, erken eğitimin en olağanüstü örneği olarak kabul edildi. Sadece yaratıcı düşünenler değil aynı zamanda yaşam boyu öğrenenler olan kendine güvenen iletişimciler yarattığı bilinen ReggioEmilia yaklaşımı yaklaşık yirmi yıldır en çok rağbet gören eğitim yaklaşımı olmuştur.

Çocukların zihinsel potansiyellerinin %75 inin oluştuğu okul öncesi yıllarında daha verimli nasıl oluruz? Sorusunun cevabını araştırırken ReggioEmilia felsefesi ile tanıştık. Aradığımız pek çok sorunun cevabı burada vardı.” 

ReggioEmiliafelsefesinin temelinde  üç önemli kavram  vardır.

§  çocuk duyulan saygı,

§  ilişkilere vurgu ve

§  öğrenme ortamının gücü.

İşte bu 3 temel sebep yüzünden 43 yıllık bir deneyime sahip olarak büyük bir hayranlıkla ReggioEmilia ilhamı ile ilerliyoruz.

Çocuğa Duyulan Saygı

ReggioEmilia yaklaşımındaki Çocuğun resminde çocuklar meraklı, bilgi dolu, büyük potansiyele sahip ve etraflarındaki dünyayla bağlantı kurmak konusunda yetkin ve ilgilenen kişiler olarak görülüyor. Öğretmenleri her çocuğun potansiyelini göz önünde bulundurur ve böylece her bir çocuğun deneyimlerini anlamaya ve zenginleştirmek için öğrenme ortamını planlar ve yapılandırırlar.

 

İlişkilere Vurgu

İkincisi ki bu da bizce çok önemli; Çocuklarda İşbirliği ve Etkileşimi en iyi sağlayan sistem olması. Erken çocuklukta işbirliği ve etkileşim çok önemlidir. Çocuklar, öğretmenler ve aileler “sistemi” sürekli olarak geliştirmek için bir araya geliyor. Okul topluluğunun bir parçası olmak için herkes dahil edilmiştir. Bu yaklaşımın yararları, “Ebeveynler Ortaklar” olarak benimsenir, kapsayıcıdır (herkesi içerir, herkesin erişimi ve girişi vardır) ve herkese eşit statü verir.

ReggioEmilia Yaklaşımın kurucusu olan Malaguzzinin, doğumdan itibaren sosyal, zekâ dolu ve meraklıçocuk imgesi, onun ilişkisel temelli eğitim fikri, her bir çocuğun diğer çocuklarla ilişkide olması, çocukların aile, öğretmen, toplum, çevre ile karşılıklı ilişkilerini harekete geçirmesi ve desteklemesi üzerine odaklanmaktadır.

Öğrenme Ortamının Gücü

Üçüncü nedenimiz ise günümüzde sınıfların en etkisiz öğrenme ortamları olduğunu biliyoruz ve buna en iyi çözümü ReggioEmilia yaklaşımında bulmamızdadır. Reggio’da Çevre üçüncü öğretmen olarak kabul edilir. Bu garip gelebilir – Bir oda nasıl öğretmen olabilir? Bu sadece bir oda değil, iç ve dış mekânlar.

Öğretmenler, çocuğun etkileşimde bulunabileceği çeşitli alanları organize eder, destekler ve planlar. Günlük planlama, bireysel ve küçük / büyük grup aktiviteleri ile ayrıca çocuk odaklı ve öğretmen tarafından başlatılan faaliyetler ile açık ve kapalı deneyimler arasında iyi bir denge kurulmasını sağlar. Bu, öğretme ve öğrenmenin dinamik, asla statik olmayan, her zaman uygun bir şekilde evrim geçirdiğinden emin olur.

Çevrenin bir çocuğun gelişimi üzerindeki gücüne olan inancının bir ürünü olarak, Reggio’dan ilham alan okullarda duyusal öğrenme bileşenleri ve dış mekan dersleri de daha yaygındır. Bu, derslerin kitaplar yerine deneyim yoluyla öğretilmesi için pek çok seçenek yaratmakta ve bir çocuk ReggioEmilia yaklaşımı aracılığıyla sınıfta öğrendiği her şeyin daha somut bir anı yaratmaktadır.

Çocukların öğrenme sürecinde özgür olmaları, araştırma, deneme, hata yapma, hatalarını kendi kendilerine düzeltmeleri için onlara fırsatlar tanınır. Bu yaklaşım, çocukların doğal merak ve yaratıcılığını geliştirmek, eğitimsel yaşantılar yoluyla bilgi oluşturmalarını sağlamak için çevre ile aktif etkileşimi başarıyla destekler.

 

 

JEAN PİAGET

Günümüzde; yaratıcı, sorgulayan, kendine güvenen, karşılaştığı problemleri çözebilen, sosyal çocuklar yetiştirmedeki en geçerli yöntem “Etkin Öğrenme Yöntemidir.Etkin öğrenme yönteminde; çocuklar, öğrenmede aktif, seçici, karar verici öğretmenler ise teşvik edici öğrenmeyi kolaylaştırıcı konumdadırlar.
Anaokulumuzda Etkin Öğrenme Metotlarından tüm dünyada yıllardır başarılı sonuçlarıyla bilinen ve PIAGET’kuramına göre‘’ eğitimin bireyselleştirmesini öngörmüş, aktif okul, açık sınıf uygulamalarına temel oluşturulmuştur.

 

JEAN PİAGET’NİN EĞİTİME KATKILARI

İnsanın öğrenme sürecinin ve çocuklara özgü, sevimli ancak mantığa aykırıymış gibi görünen kavramların ardındaki giz perdesini araladı. Felsefe ve ruhbilimin öncülerinden sayılan İsviçreli bilim adamı.

Jean Piaget, meslek yaşamının büyük bir bölümünü çocukları dinleyip, gözleyerek ve dünyanın her köşesinden bilim adamlarının aynı konuda hazırladıkları raporları inceleyerek geçirdi. Piaget sonuçta, çocukların yetişkinlerden çok farklı düşündüklerini ortaya koydu.Kendilerini ancak dile getirebilen binlerce yeniyetmeyle yaptığı görüşmelerden sonra, Piaget söz konusu yaş grubunun dışa vurdukları o şirin, ancak mantığa aykırıymış gibi gelen görüşlerinin ardında kendilerine özgü bir düzen ve mantığı olan düşünce süreçlerinin yatabileceği sonucuna vardı. Einstein bunu, “yalnızca bir dâhinin akıl erdirebileceği basitlikte bir buluş” olarak nitelendirdi. Piaget’nin ortaya attığı görüş, zekânın özünde yatan işlevlere yeni bir pencere açtı.

Jean Piaget’nin çocukların bilgiyle doldurulacak boş çuvallar olmayıp bilginin etkin yapıcıları oldukları, sürekli olarak kendilerine özgü kuramlar yaratıp bunları sınadıkları yönündeki görüşü kuşaklar boyunca eğitimciler tarafından saygıyla karşılandı.

 

Rüzgâr Nasıl Oluşur?
En tanınmış deneylerinden birinde Piaget, çocuklara “Rüzgâr nasıl oluşur” diye soruyor ve karşılıklı konuşma şöyle sürüyordu:

Piaget: Rüzgâr nasıl oluşur?

Julia: Ağaçlar.

P: Nereden biliyorsun?

J: Onları kollarını sallarken gördüm,

P: Bu nasıl rüzgâr oluşturuyor?

J: (Elini yüzünün önünde sallayarak) İşte böyle. Ama onların kolları daha uzun. Hem daha çok ağaç var.

P: Okyanuslardaki rüzgâr nasıl oluşuyor?

J: Karadan oraya esiyor. Yok, yok. Dalgalardan…

Piaget, erişkin ölçütlerine aykırı olmakla birlikte, Julia’nın görüşlerinin “yanlış da sayılamayacağını”, bunların oldukça mantıklı ve çocuğun bilgi edinme sürecine uygun olduğunu gördü. Çocuğun bilgisini sınarken “doğru” ya da “yanlış” biçiminde bir ayrıma gidilmesi olayın tam olarak kavranamaması ve çocuğa yeterince saygı gösterilmemesi demekti.

Piaget’nin amacı, rüzgârla ilgili sohbetten yola çıkarak, çocukların sözel bir açıklama getirmede erişkinler denli becerikli olamadıklarında başvurdukları yöntemlerle ilgili bir kuram oluşturmaktı.

Çocuğa Nasıl Davranmalı?
Kendisi bir eğitimci değildi ve böylesi durumlarda nasıl bir tavır takınılması gerektiği yönünde asla kurallar koyma yoluna gitmedi. Gelgelelim, çalışmaları büyüklerin çocuğun davranışlarını hemen düzeltme yoluna gitmelerinin son derece yanlış olabileceğini, onlara kendi kuramlarını oluşturma olanağını tanımanın çok daha yararlı olduğunu ortaya koyuyor.

 

Piaget bu görüşünü belirtirken, “Çocuklar yalnızca kendi keşfettikleri şeyleri gerçek anlamda kavrayabilirler. Onlara bir şeyleri şipşak öğretmeye kalkıştığımızda, bu şeyleri kendilerinin yeniden keşfetmelerini engellemiş oluruz.” diyor.

Piaget’in izinden gidenler çocukların, nesnelerin gözden yittiklerinde yok oldukları, ayla güneşin insanı sürekli izlediği, büyük şeylerin yüzdüğü ve küçüklerin dibe çöktüğü türünde ilkel fizik yasalarına sonsuz bir hoşgörüyle yaklaşırlar. Einstein, kendi geliştirdiği görecelik kuramının mantığa aykırı gelmesinden olsa gerek, özellikle de Piaget’nin yedi yaşındakilerin daha hızlı gitmenin daha çok zaman aldığı konusunda diretmeleri yönündeki görüşünden çok etkilendi.

Hemen hemen her eğitimci Piaget’nin çocuğun gelişimiyle ilgili olarak öne sürdüğü dört aşamayı (duyumsal devinim, ön-edimsel, somut edimsel ve biçimsel edimsel) ezbere bilse de, onun çok daha önemli görüşleri, belki de eğitimciler tarafından “çok ağdalı” bulunduğu için, pek iyi bilinmez.